Sanırım şu anda beni çok etkileyen konular hakkında daha yoğun bir şekilde yazmam benim için çok önemli. Örnek aldığım kişilerden biri, bir zamanlar bana insanın düşüncelerini serbest bırakması, onlara gelişebilmeleri için gereken alanı sağlaması gerektiğini söylemişti. İşte tecrübelerimi yazarak asıl yapmak istediğim bu. Nitekim son zamanlarda çok şey yaşadım, duydum, gördüm ve anladım. Ancak tüm bu deneyimler benim için çok yeni deneyimler olduklarından, onları doğru yorumlayıp yorumlayamadığımdan her zaman emin olamıyorum. Şayet keyfiniz isterse, sizden ricam bu konular hakkında karşılıklı paylaşımda bulunmamız olacak. İşte bunun bir yolu da bu blog yazısı.
Bugünlerde dijital dünyaya baktığımda, Tim Berners-Lee’nin öngördüğü gibi, gerçekten de sanal dünyalarda bir etki alanının oluştuğunu görüyorum. Bağlantıları harika bir şekilde ortaya koyduğu için bu videoyu seyretmenizi de şiddetle öneririm. Benim görüşüme göre bunun için yerine getirilmesi gereken ön koşullardan birisi düşünce tarzımızı ve zihniyetimizi internete uyarlamamız, Open Culture çağına ayak basmamız.
Açık fikri seven, sosyal medya düşünür.
Güçlerini ağırlıklı olarak veya başlıca dijital dünyadan elde eden Google, Amazon, Apple ve Microsoft gibi dijital süper güçlerin gerçek dünyada da nasıl bir ekonomik güce sahip oldukları göz ardı edilemez bir durum. Sektörel basın bu firmaların günümüzdeki yükselişini ve önemini anlatan az ya da çok eğlendirici veya aydınlatıcı yazılarla dolu. Bu başarı tabii ki gökten zembille inmedi, örneğin Apple ve Google’ın bize sunduğu mükemmel ürünlere ve hizmetlere dayanıyor; bazı yönlerden eleştirmek mümkün olsa da bunların kalitesi tartışılamaz.
Peki bu firmaların başarısı tam olarak nelerden oluşuyor? Burada tartışmaya sunmak istediğim birkaç nokta var:
1. İyi bir şirketin iyi bir öyküye ihtiyacı var
İyi bir öykünün şirketin imajını belirleyebilmesi için kısa ve anlaşılır olması gerekiyor: Google bununla ilgili olarak: Biz insanlara bilgileri sunuyoruz, diyor.
Apple ise: Biz kullanımı en kolay ve estetik açıdan en güzel cihazları üretiyoruz, diyor.
Böylece iki firma da kullanıcılarına hayatı kolaylaştıracaklarını öne sürüyor, Google bizim için bilgileri sağlarken, Apple bunları kolay ve şık bir şekilde bize sunuyor.
2. İyi bir şirketin iyi ürünlere ihtiyacı var
Sizin bu konuda ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama, sanırım burada size Google’ı anlatmam gerekmiyor, bunun yerine size aşağıdaki Google ürünlerini deneme ve bunları rakip ürünlerle kıyaslama fırsatını vermek istiyorum: Google Earth, Street View, Alerts, Youtube, Picasa, vb.
Apple ise odaklanma kodunu tetikleyen, tartışmasız en güzel ürünleri sunuyor: iPhone, Mac Book Air veya iPad, bu cihazlar bize internetin sunduğu her şeyi şık ve kolay bir şekilde ulaştırıyor.
3. İyi çalışanlara ihtiyaç var
Google mükemmel çalışanlara sahip. Sergey Brin ve Larry Page inanılmaz sempatikliğe sahip iki kişi. İmajları tamamen hatasız. Abimi çok seviyorum ama bu ikisini de anında abi olarak kabul edebilirim. Sadece bir ortamda bulunmalarıyla güven yaratıyorlar ki Google’ın bu güvene özellikle ihtiyacı var, belki de bu yüzden dillerden düşmeyen firma sloganları “Don’t be evil”. Dünyanın her köşesinden en iyi çalışanları bünyelerinde topluyorlar, böylece çalışanlarından bekledikleri de dünya karşılaştırmasında en üst sırada.
4. İyi bir şirketin uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacı var
Google aynı zamanda bir enerji üreticisi, kendi sunucu parklarına sahip, milyonlarca sunucu onların kullanımında, böyle bir rakama önümüzdeki yıllarda başka birisinin ulaşması imkânsız, yaratıcı ve rahat bir çalışma ortamı sunuyor, üniversiteleri teşvik ediyor ve stratejik yatırımlarda bulunuyorlar.
5. Aynı şey Apple için de geçerli, burada asıl önemli olan pazarın stratejik gelişiminin takip edilmesi:
Önce iPod, sonra iPhone, ve son olarak da iPad ile birlikte Apple mobil cihazlarla, eski ana faaliyet alanı arasında bağlantı kurdu: mobil ve sabit bilgisayar. Microsoft’un bundan birkaç sene önceki tablet bir bilgisayarı pazara sunma deneyi büyük bir başarısızlığa uğradı. Apple ise Microsoft’un yaptığı hataya düşmedi ve iPhone-iPad ürün sıralamasına bağlı kalarak kullanıcıların önce iPhone aracılığıyla dijital dünyaya mobil erişime alışmalarını ve şimdi iPad’in daha büyük ekranının keyfini çıkarmalarını bekledi. Apple’in gerçekleştirdiği stratejik alımlar da aynı şekilde enteresan.
6. İyi bir şirket sevgi verir
“Kabul görmek“, belki de bu fenomeni daha iyi tanımlayan kavram. Cihazların (Apple) ve hizmetlerin (Google) kullanıcıları, kullanım basit, rahat ve sezgisel bir şekilde gerçekleştiğinden kabul gördüklerini hissediyorlar. Ne de olsa beni ürünleri/hizmetleriyle destekleyen bir firma, hayatımı kolaylaştırdığından bana bir tür sevgi vermektedir.
7. İyi bir şirket polarize eder
Street-View bunun için en iyi örnek, iPhone 4 için geçerli olan uzun bekleme süreleri ve kapsama alanı sorunları da diğer iyi örnekler. Bu olaylar uzun süre boyunca yazılı basının sayfalarından eksik olmadı. Bu olaylar polarize ederek, bunlar hakkında sürdürülen tartışmalar sayesinde iki şirketin de reklam giderleri açısında milyonlar değerinde tasarrufta bulunmasını sağladı.
8. İyi bir şirket siyasi açıdan aktiftir
Burada kastedilen sadece büyük şirketler için çok normal bir şey olan lobi çalışmaları değil. Asıl kastedilen büyük şirketlerin vatandaşların siyasi düşüncelerinin belirlenmesinde bir rol oynaması, örneğin bilgilerin korunması gibi konularda ve vatandaşların dijital alandaki hakları ve bu hakların kullanılması gibi durumlar söz konusu olduğunda.
9. İyi bir şirket gelir kaynaklarına sahiptir
Eskiden serbest dolaşan “haberler” Google için milyarlar değerindeki ciroların temeli oldu, Apple ise “çaktırmadan” müzik ve video pazarını kökünden değiştirdi ve burada kendisi için çok önemli pazar payları sağladı ve bunları kapalı bir sistemde gerçekleştirdi. Gerçekten de çok mühim bir başarı.
10. İyi bir şirket ortaklıktan anlar
Kendi çalışanlarıyla ortaklık ve müşterilerle ortaklık. Çalışana ve müşteriye onlara değer verdiğini hissettirmek ve yakın davranmak, sık sık birbiriyle bağdaştırılamaz olarak görülen iki tarafta da başarının anahtarı.
11. İyi bir şirket uluslararası düşünür
Ulusal pazarlar her açıdan oldukça kısıtlı. Ürünlerin doğru zamanlarda doğru pazarlara sevkedilmesi gerekiyor. Bu sadece dünya genelinde pazarlar hakkında bilgi sahibi olunmasıyla ve sadece yerli pazara bağlı kalınmamasıyla başarıya ulaşabilir. Bir şirketin başarısını garanti altına alan diğer bir unsur ise ulusal ofislerin bulunması. Köklere bağlılığı kaybetmemek ve müşterilerin görüşlerine saygı duymak bunlar başarı vaadeden unsurlar. Pazarları kendiliğinden iyi anlamak ve yerli bir pazarın beklentilerini hiç tartmadan olduğu gibi kabullenmemek iyi bir şirketin yapacağı hareketlerdir.
12. İyi bir şirket insanları duygulandıran hizmetler sunar
Başarılı olabilmek için biraz da “sihire” ihtiyaç vardır. Google ürünlerinin inanılmaz mükemmelliği olsun veya Apple’ın insanlarda tutku ve tapmaya dönüşen gizliliği olsun, tüm bunlar insanların ilgisini uyandırıyor ve onların duygularına hitap ediyor çünkü üründen daha fazlası söz konusu oluyor. İmaj ve akıllı bir pazarlama stratejisi bize, tüketici olarak değil de insan olarak hitap edildiğimizi hissettiriyor. Google ve Apple işte bunda dünya şampiyonu.