<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çay ve Simit</title>
	<atom:link href="http://caysimit.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://caysimit.com</link>
	<description>Dijital platformda sosyal hayat keyfi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 21:46:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Google, Apple &amp; Co. Dijital Süper Güçlerin 12 Sihirli Başarı Kriteri</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/11/google-apple-co-dijital-super-guclerin-12-sihirli-basari-kriteri/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/11/google-apple-co-dijital-super-guclerin-12-sihirli-basari-kriteri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Nov 2010 13:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım şu anda beni çok etkileyen konular hakkında daha yoğun bir şekilde yazmam benim için çok önemli. Örnek aldığım kişilerden biri, bir zamanlar bana insanın düşüncelerini serbest bırakması, onlara gelişebilmeleri için gereken alanı sağlaması gerektiğini söylemişti. İşte tecrübelerimi yazarak asıl yapmak istediğim bu. Nitekim son zamanlarda çok şey yaşadım, duydum, gördüm ve anladım. Ancak tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F11%2Fgoogle-apple-co-dijital-super-guclerin-12-sihirli-basari-kriteri%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F11%2Fgoogle-apple-co-dijital-super-guclerin-12-sihirli-basari-kriteri%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Sanırım şu anda beni çok etkileyen konular hakkında daha yoğun bir şekilde yazmam benim için çok önemli. Örnek aldığım kişilerden biri, bir zamanlar bana insanın düşüncelerini serbest bırakması, onlara gelişebilmeleri için gereken alanı sağlaması gerektiğini söylemişti. İşte tecrübelerimi yazarak asıl yapmak istediğim bu. Nitekim son zamanlarda çok şey yaşadım, duydum, gördüm ve anladım. Ancak tüm bu deneyimler benim için çok yeni deneyimler olduklarından, onları doğru yorumlayıp yorumlayamadığımdan her zaman emin olamıyorum.   Şayet keyfiniz isterse, sizden ricam bu konular hakkında karşılıklı paylaşımda bulunmamız olacak. İşte bunun bir yolu da bu blog yazısı.</p>
<p>Bugünlerde dijital dünyaya baktığımda, Tim Berners-Lee’nin öngördüğü gibi, gerçekten de sanal dünyalarda bir etki alanının oluştuğunu görüyorum. Bağlantıları harika bir şekilde ortaya koyduğu için bu  videoyu seyretmenizi de şiddetle öneririm. Benim görüşüme göre bunun için yerine getirilmesi gereken ön koşullardan birisi düşünce tarzımızı ve zihniyetimizi internete uyarlamamız, Open Culture çağına ayak basmamız.</p>
<p><strong>Açık fikri seven, sosyal medya düşünür.</strong><br />
Güçlerini ağırlıklı olarak veya başlıca dijital dünyadan elde eden Google, Amazon, Apple ve Microsoft gibi dijital süper güçlerin gerçek dünyada da nasıl bir ekonomik güce sahip oldukları göz ardı edilemez bir durum. Sektörel basın bu firmaların günümüzdeki yükselişini ve önemini anlatan az ya da çok eğlendirici veya aydınlatıcı yazılarla dolu. Bu başarı tabii ki gökten zembille inmedi, örneğin Apple ve Google’ın bize sunduğu mükemmel ürünlere ve hizmetlere dayanıyor; bazı yönlerden eleştirmek mümkün olsa da bunların kalitesi tartışılamaz.</p>
<p>Peki bu firmaların başarısı tam olarak nelerden oluşuyor? Burada tartışmaya sunmak istediğim birkaç nokta var:</p>
<p><strong>1. İyi bir şirketin iyi bir öyküye ihtiyacı var</strong><br />
İyi bir öykünün şirketin imajını belirleyebilmesi için kısa ve anlaşılır olması gerekiyor:  Google bununla ilgili olarak: Biz insanlara bilgileri sunuyoruz, diyor.<br />
Apple ise: Biz kullanımı en kolay ve estetik açıdan en güzel cihazları üretiyoruz, diyor.<br />
Böylece iki firma da kullanıcılarına hayatı kolaylaştıracaklarını öne sürüyor, Google bizim için bilgileri sağlarken, Apple bunları kolay ve şık bir şekilde bize sunuyor.</p>
<p><strong>2. İyi bir şirketin iyi ürünlere ihtiyacı var</strong><br />
Sizin bu konuda ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama, sanırım burada size Google’ı anlatmam gerekmiyor, bunun yerine size aşağıdaki Google ürünlerini deneme ve bunları rakip ürünlerle kıyaslama fırsatını vermek istiyorum: Google Earth, Street View, Alerts, Youtube, Picasa, vb.<br />
Apple ise odaklanma kodunu tetikleyen, tartışmasız en güzel ürünleri sunuyor: iPhone,  Mac Book Air veya iPad, bu cihazlar bize internetin sunduğu her şeyi şık ve kolay bir şekilde ulaştırıyor.</p>
<p><strong>3. İyi çalışanlara ihtiyaç var</strong><br />
Google mükemmel çalışanlara sahip. Sergey Brin ve Larry Page inanılmaz sempatikliğe sahip iki kişi. İmajları tamamen hatasız. Abimi çok seviyorum ama bu ikisini de anında abi olarak kabul edebilirim. Sadece bir ortamda bulunmalarıyla güven yaratıyorlar ki Google’ın bu güvene özellikle ihtiyacı var, belki de bu yüzden dillerden düşmeyen firma sloganları “Don’t be evil”. Dünyanın her köşesinden en iyi çalışanları bünyelerinde topluyorlar, böylece çalışanlarından bekledikleri de dünya karşılaştırmasında en üst sırada.</p>
<p><strong>4. İyi bir şirketin uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacı var</strong><br />
Google aynı zamanda bir enerji üreticisi, kendi sunucu parklarına sahip, milyonlarca sunucu onların kullanımında, böyle bir rakama önümüzdeki yıllarda başka birisinin ulaşması imkânsız, yaratıcı ve rahat bir çalışma ortamı sunuyor,  üniversiteleri teşvik ediyor ve stratejik yatırımlarda bulunuyorlar.</p>
<p><strong>5. Aynı şey Apple için de geçerli, burada asıl önemli olan pazarın stratejik gelişiminin takip edilmesi:</strong><br />
Önce iPod, sonra iPhone, ve son olarak da iPad ile birlikte Apple mobil cihazlarla, eski ana faaliyet alanı arasında bağlantı kurdu: mobil ve sabit bilgisayar. Microsoft’un bundan birkaç sene önceki tablet bir bilgisayarı pazara sunma deneyi büyük bir başarısızlığa uğradı. Apple ise Microsoft’un yaptığı hataya düşmedi ve  iPhone-iPad ürün sıralamasına bağlı kalarak kullanıcıların önce iPhone aracılığıyla dijital dünyaya mobil erişime alışmalarını ve şimdi iPad’in daha büyük ekranının keyfini çıkarmalarını bekledi.  Apple’in gerçekleştirdiği stratejik alımlar da aynı şekilde enteresan.</p>
<p><strong>6. İyi bir şirket sevgi verir</strong><br />
“Kabul görmek“, belki de bu fenomeni daha iyi tanımlayan kavram. Cihazların (Apple) ve hizmetlerin (Google) kullanıcıları, kullanım basit, rahat ve sezgisel bir şekilde gerçekleştiğinden kabul gördüklerini hissediyorlar. Ne de olsa beni ürünleri/hizmetleriyle destekleyen bir firma, hayatımı kolaylaştırdığından bana bir tür sevgi vermektedir.</p>
<p><strong>7. İyi bir şirket polarize eder</strong><br />
Street-View bunun için en iyi örnek, iPhone 4 için geçerli olan uzun bekleme süreleri ve kapsama alanı sorunları da diğer iyi örnekler. Bu olaylar uzun süre boyunca yazılı basının sayfalarından eksik olmadı. Bu olaylar polarize ederek, bunlar hakkında sürdürülen tartışmalar sayesinde iki şirketin de reklam giderleri açısında milyonlar değerinde tasarrufta bulunmasını sağladı.</p>
<p><strong>8. İyi bir şirket siyasi açıdan aktiftir</strong><br />
Burada kastedilen sadece büyük şirketler için çok normal bir şey olan lobi çalışmaları değil. Asıl kastedilen büyük şirketlerin vatandaşların siyasi düşüncelerinin belirlenmesinde bir rol oynaması, örneğin bilgilerin korunması gibi konularda ve vatandaşların dijital alandaki hakları ve bu hakların kullanılması gibi durumlar söz konusu olduğunda.</p>
<p><strong>9. İyi bir şirket gelir kaynaklarına sahiptir</strong><br />
Eskiden serbest dolaşan “haberler” Google için milyarlar değerindeki ciroların temeli oldu, Apple ise “çaktırmadan” müzik ve video pazarını kökünden değiştirdi ve burada kendisi için çok önemli pazar payları sağladı ve bunları kapalı bir sistemde gerçekleştirdi. Gerçekten de çok mühim bir başarı.</p>
<p><strong>10. İyi bir şirket ortaklıktan anlar</strong><br />
Kendi çalışanlarıyla ortaklık ve müşterilerle ortaklık. Çalışana ve müşteriye onlara değer verdiğini hissettirmek ve yakın davranmak, sık sık birbiriyle bağdaştırılamaz olarak görülen iki tarafta da başarının anahtarı.</p>
<p><strong>11. İyi bir şirket uluslararası düşünür</strong><br />
Ulusal pazarlar her açıdan oldukça kısıtlı. Ürünlerin doğru zamanlarda doğru pazarlara sevkedilmesi gerekiyor. Bu sadece dünya genelinde pazarlar hakkında bilgi sahibi olunmasıyla ve sadece yerli pazara bağlı kalınmamasıyla başarıya ulaşabilir. Bir şirketin başarısını garanti altına alan diğer bir unsur ise ulusal ofislerin bulunması. Köklere bağlılığı kaybetmemek ve müşterilerin görüşlerine saygı duymak bunlar başarı vaadeden unsurlar. Pazarları kendiliğinden iyi anlamak ve yerli bir pazarın beklentilerini hiç tartmadan olduğu gibi kabullenmemek iyi bir şirketin yapacağı hareketlerdir.</p>
<p><strong>12. İyi bir şirket insanları duygulandıran hizmetler sunar</strong><br />
Başarılı olabilmek için biraz da “sihire” ihtiyaç vardır. Google ürünlerinin inanılmaz mükemmelliği olsun veya Apple’ın insanlarda tutku ve tapmaya dönüşen gizliliği olsun, tüm bunlar insanların ilgisini uyandırıyor ve onların duygularına hitap ediyor çünkü üründen daha fazlası söz konusu oluyor. İmaj  ve akıllı bir pazarlama stratejisi bize, tüketici olarak değil de insan olarak hitap edildiğimizi hissettiriyor. Google ve Apple işte bunda dünya şampiyonu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/11/google-apple-co-dijital-super-guclerin-12-sihirli-basari-kriteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şirketlerde Sosyal Medya  – Kimin Görev Alanı?</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/10/sirketlerde-sosyal-medya-%e2%80%93-kimin-gorev-alani/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/10/sirketlerde-sosyal-medya-%e2%80%93-kimin-gorev-alani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Oct 2010 10:35:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[Farklı holdinglere ve şirketlere yaptığım ziyaretlerde, sosyal medyanın kullanımının kimin görev alanı olduğunun çoğu şirkette pek de net bir şekilde düzenlenmemiş olduğunu tespit ettim. Çoğu şirket sadece, sosyal medya görev alanının “pazarlamada bir yerlerdeˮ olması gerektiğinin bilincinde. Böylece çok sayıda koordinasyon düzeyi göz önünde bulunduruluyor ve bu da açık iletişim ve duygusallık açısından anlayış eksikliğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F10%2Fsirketlerde-sosyal-medya-%25e2%2580%2593-kimin-gorev-alani%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F10%2Fsirketlerde-sosyal-medya-%25e2%2580%2593-kimin-gorev-alani%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Farklı holdinglere ve şirketlere yaptığım ziyaretlerde, sosyal medyanın kullanımının kimin görev alanı olduğunun çoğu şirkette pek de net bir şekilde düzenlenmemiş olduğunu tespit ettim. Çoğu şirket sadece, sosyal medya görev alanının “pazarlamada bir yerlerdeˮ olması gerektiğinin bilincinde. Böylece çok sayıda koordinasyon düzeyi göz önünde bulunduruluyor ve bu da açık iletişim ve duygusallık açısından anlayış eksikliğine yol açıyor. Ne de olsa sempati sosyal medyadaki en önemli para birimi.</p>
<p>Özellikle büyük ve sabit firmalarda sosyal medyanın şirketin veya markanın iletişim sürecinin bir parçası haline gelmesi neredeyse düşünülemez bir noktada. Bu, özellikle uluslararası çapta faaliyet gösteren büyük şirketler için geçerli. Ülke sınırları üzerinden koordinasyon, açık bir iletişimi neredeyse imkânsız hale getiriyor.</p>
<p>Bu uluslararası şirketlerin pazarlama bölümleri, iletişim stratejileriyle sık sık pazarı geniş çapta “bombalayanˮ uçak gemilerine benziyor. Bu esnada sıkça unutulan şey ise müşterilere bireysel olarak kulak vermenin, tüm medya organları aracılığıyla taarruza geçmekten çok daha iyi sonuçlar verdiği; ne de olsa bir sürat motoru bir uçak gemisine oranla çok daha iyi manevra yapma ve çok daha çabuk devreye girme kapasitesine sahiptir.</p>
<p>Bu nedenle bazı şirketler az veya çok başarı vadeden bir şekilde bu önemli dahili göreve bir çözüm getirebilmek için dış şirketlere başvuruyor. Ancak bu girişim daha da fazla koordinasyon basamağını beraberinde getirdiği için, sıkça hiçbir iyileşme sağlamamakla birlikte sadece şirkette dahili olarak “bu gibi işlerle uğraşılmasıˮ gereğini ortadan kaldırmaya yarıyor.</p>
<p>Benim düşünceme göre bu gittikçe önem kazanan sorunun çözülebilmesi için bir ağ yöneticisine ihtiyaç var. Ağ yöneticisi, şirkette önemli olarak değerlendirilen ve kamu oyunun ilgisini çekebilecek tüm düzeylere ve konulara erişebilmeli.</p>
<p>Ağ yöneticisinin görevleri ise çok çeşitli: şirketin içindeki ve dışındaki tüm gelişmeleri ve tartışmaları en azından tüm sosyal medya kapsamında takip etmeli, bazen girişimde bulunmalı, bazen tepki göstermeli ve bunun yanında kendi şirketiyle ilgili bilgiler için bir ilham kaynağı oluşturmalı.</p>
<p>Heyecan verici konular ve blog yazılarını araştırıp bulmalı, şirket mensuplarını sürekli olarak bilgilendirmeli ve internette şirkete dışarıya karşı da bir yüz kazandırmalı. Ağ yöneticisi, şirketin “genel görünümünüˮ oluşturmaktan sorumlu olan bir “sanatçıˮ olarak da tanımlanabilir.</p>
<p>İdeal durumda bu görev tek bir kişi tarafında üstlenilebilir. Önemli olan tüm sosyal medya kanalları üzerinden şirketin kurumsal kimliği ve kurumsal tasarımı doğrultusunda şirketi dışarıya tek bir çizgide lanse etmek. Tüm görünüm ve iletişim, şirketin çizdiği tablonun bir parçası olmalı.</p>
<p>Şirketler için sosyal medyanın öneminin farkına ne yazık ki henüz tüm (pazarlama müdürleri) müdürler varmadılar. Daha küçük ve esnek şirketlerin yıllardan beri başarıyla uyguladıklarıyla arayı yakın zamanda kapatmak bazı şirketler için oldukça zor olacak. Çünkü sosyal medyada yer alan en küçük bir olumsuz değerlendirme bile şirketi büyük bir hızla zor bir duruma düşürebilir. Bu yüzden bugün artık şirket bölümlerinin ötesinde hızlı ve esnek bir şekilde hareket edebilmek çok önemlidir.</p>
<p>Bizim sosyal medyayı nasıl ele aldığımızı burada görebilirsiniz: <a href="http://www.facebook.com/UnitedPrototype">Facebook/UnitedPrototype</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/10/sirketlerde-sosyal-medya-%e2%80%93-kimin-gorev-alani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook ve Google karşılaştırması &#8211; İnsan makineye karşı</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/09/facebook-ve-google-karsilastirmasi-insan-makineye-karsi/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/09/facebook-ve-google-karsilastirmasi-insan-makineye-karsi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 12:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre boyunca dijital süper güçlerin iddialarının sınırları belirli ve kesin gibi görünüyordu. Amazon gitgide aşırı güçlü bir dijital alışveriş merkezine dönüşüyor, Microsoft sadece çevrimdışı karşımıza çıkan dev olmaya devam ediyor ve Apple iPhone ve iPad ile mobil telekomünikasyon cihazlarında bir numara olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu. Ama birdenbire dijital dünya sanki yerinden oynadı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F09%2Ffacebook-ve-google-karsilastirmasi-insan-makineye-karsi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F09%2Ffacebook-ve-google-karsilastirmasi-insan-makineye-karsi%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bir süre boyunca dijital süper güçlerin iddialarının sınırları belirli ve kesin gibi görünüyordu. Amazon gitgide aşırı güçlü bir dijital alışveriş merkezine dönüşüyor, Microsoft sadece çevrimdışı karşımıza çıkan dev olmaya devam ediyor ve Apple iPhone ve iPad ile mobil telekomünikasyon cihazlarında bir numara olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu.</p>
<p>Ama birdenbire dijital dünya sanki yerinden oynadı. Amazon Kindle ile birlikte, Apple’ın da şimdi iPad ile göz koyduğu çevrimdışı kitap pazarına giriş yaptı. Microsoft dijital görünmezlikten kendini kurtararak Bing ve Yahoo ile Google’a meydan okumaya çalışıyor, ayrıca Microsoft’un yeni internet tarayıcıları da eskiye nazaran artık çok övgü alıyor. Ve son olarak Apple, reklam pazarına girmesiyle ve böylece Google’a meydan okumasıyla heyecan yaratıyor. </p>
<p>Facebook’un başarısı, etkileyici rakamlarına yansıyor. Diğer çevrimiçi ürünlerin aksine, Facebook’un kullanıcı sayısına ilişkin bildiriler yüz milyonluk adımlarla artış gösteriyor. Facebook sadece en çok kullanılan çevrimiçi ürün olmakla kalmıyor, aynı zamanda internetin az ya da çok şekillendirdiği insanın arkadaşlarıyla iletişim ihtiyacına cevap veren bir sosyal işletim sistemi olma yolunda ilerliyor. Ancak bu dijital süper güç de, şu ana kadar düşünüldüğünden çok daha fazlasını gerçekleştirme kapasitesine sahip olabilir:</p>
<p><strong>Arama sonuçlarının olağanüstü kalitesine güvenebilecek olan Facebook arama motoruyla.<br />
</strong><br />
Bu arama motoru, Google’daki arama sisteminde olduğu gibi “mekanik filtrelerleˮ, yani algoritmalarla değil, “insani filtrelerleˮ, yani arkadaşlarımın değerlendirmeleri doğrultusunda arama yapabilir. Facebook’ta belli bir kelimeyi girip arama yaptığımda, ilk olarak arkadaşlarımın beğendiği sayfalar gösterilebilir. Bu benim bir şeyin lehine veya aleyhine olan kararımı, hiçbir şekilde kişisel olmayan, her şeyi hiçbir kullanıcıya açık olmayan kriterlerin doğrultusunda değerlendiren Google aramasından çok daha fazla etkileyebilir. </p>
<p>Bunun yanısıra Facebook araması, internetteki uzmanların sayfalarını gösteren bir “uzmanlar bölümünüˮ de içerebilir. Bir aramayı, arkadaşlık ve duygusal boyutun önde olduğu bir bilgi bölümü ve tamamen akla dayanan bir uzman bölümü şeklinde iki bölüme ayırmak birçok insanın karar verme sürecine en iyi şekilde cevap verecektir. Bir kararın hem duygusal hem de akli açıdan değerlendirilmesi eşit şekilde devreye girerek, basit ve yorum içermeyen bir arama sonucu “bunu beğendimˮe dönüşebilir. Bu “ beğeniˮ, böylece“Facebook arama mekanizmasındaˮ bir “tavsiyeˮ haline gelebilir. Bunun için internetteki tüm web sitelerinin “beğeni butonlarınaˮ açık olması ve bunları siteye entegre etmesi gerekmektedir. Bu da Facebook aramasına dahil olabilmek için Facebook’a içeriklerine erişme izni vermeleri anlamına gelmektedir. </p>
<p>“Bunu beğendim” böylelikle, verimli ve hedef odaklı çalışmayı benimseyen bir dünyada, kendi başına bir karar kriteri haline geliyor. Ancak bununla birlikte biz aynı zamanda, hiçbir nüansa ve ara nağmelere yer vermeyen bir “başparmak yukarıˮ yoluna çıkıyoruz. Arama sonuçlarının değerlendirilmesi önceden de olduğu gibi hâlâ arayanın elinde, o aramasında kullanmak istediği ve arama sonuçlarına uyguladığı kalite kriterlerini kendisi belirliyor. Öte yandan doğruyu itiraf etmek gerekirse, Google’daki ilk üç arama sonucundan daha fazlasına hiç bakmıyoruz bile. Çünkü biz bulmak istiyoruz, aramak değil. Bu nedenle ileride arkadaşlarımızın tavsiyelerine, adı Google ve bugüne kadar çok büyük başarılara imza atmış da olsa, soğuk ve hiçbir duygu içermeyen bir makinenin sonuçlarına güvendiğimizden daha çok güveneceğiz. </p>
<p>Google tavsiye pazarlamacılığının gelişmesine ve beraberinde getirdiği önemli sonuçlara ayak uyduramadı. Google kullanıcıların duygularına hitap etmeyi hiç başaramadı, bu yöndeki en son deneme olan Google Wave’in başlatılmasıyla sonlandırılması bir oldu. Şu anda halen Google’ın sahip olduğu internetteki bilgi egemenliği yakın bir zamanda diğer bir dijital süper güç olan Facebook sayesinde yavaş yavaş tehlike altına giriyor. </p>
<p>Belki de Google makinelere fazlasıyla güvendi ve insanları unuttu?<br />
Belki Facebook öncelikle insanları ele alarak doğru yola adım atmış oldu?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/09/facebook-ve-google-karsilastirmasi-insan-makineye-karsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet dedikoduları: Sosyal Oyun (Matriks Oyun Alanı)</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/09/internet-dedikodulari-sosyal-oyun-matriks-oyun-alani/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/09/internet-dedikodulari-sosyal-oyun-matriks-oyun-alani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:20:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Fliplife]]></category>
		<category><![CDATA[fliplife.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek dünya ve sanal gerçeklik sosyal medya sayesinde gittikçe kaynaşıyor. World of Warcraft gibi çevrimiçi oynanan oyunlar sayesinde sosyal oyun, sosyal ilişkilerin sürdürüldüğü web’deki ikinci bir ev, bir yuva haline gittikçe daha çok dönüşüyor. Sosyal medya kavramı, kullanıcıların yeni kullanım davranışları sayesinde, anlamları sürekli olarak genişleyen ve değişime uğrayan, geniş kapsamlı bir kavram. Sosyal medya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F09%2Finternet-dedikodulari-sosyal-oyun-matriks-oyun-alani%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F09%2Finternet-dedikodulari-sosyal-oyun-matriks-oyun-alani%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Gerçek dünya ve sanal gerçeklik sosyal medya sayesinde gittikçe kaynaşıyor. World of Warcraft gibi çevrimiçi oynanan oyunlar sayesinde sosyal oyun, sosyal ilişkilerin sürdürüldüğü web’deki ikinci bir ev, bir yuva haline gittikçe daha çok dönüşüyor. </p>
<p>Sosyal medya kavramı, kullanıcıların yeni kullanım davranışları sayesinde, anlamları sürekli olarak genişleyen ve değişime uğrayan, geniş kapsamlı bir kavram. Sosyal medya, sadece sosyal ağlardaki etkileşimi ifade etmekten çoktan çıktı. Sosyal medya, saf bir iletişim platformundan çevrimiçicinin kendini tanımladığı bir kavrama dönüştü. Sosyal medyayla, gerçek yaşamın internete müdahale etmiş olduğu, gerçek yaşamla sanal yaşam arasındaki ayrımın internette kaybolduğu ve bize yeni bir yaşam alanının açıldığı söylenebilir. </p>
<p><strong>Sosyal medyayı kullanmak hafif ve kolay bir hale geldi </strong></p>
<p>Bu özellikle, önceleri sosyal medya sanal gerçekliği olarak tanımlanan alan için geçerli. Bu alan artık büyük bir çevrimiçici kitle için yaşanan bir gerçeklik haline geldi. Sık sık “sosyal medya devrimi” olarak tanımlanan bu fenomen, ilk defa Google, Facebook ve Twitter gibi mega akımların başarısıyla mümkün oldu.  Bu mega akımlar ise internet tarihinde ilk defa olarak, kullanımlarının arkasındaki teknolojinin artık farkında olmadığımız için bu kadar başarılı oldu. Sosyal medyayı kullanmak hafif ve kolay bir hale geldi, çünkü dijital süper güçlerin hizmetleri sayesinde teknik ön koşulların üzerinde durmak zorunda olmadan, tamamen sosyal medya içeriklerine odaklanma imkânına sahip olduk. Bu da artık birbirinden çok farklı sosyal medya kullanımları arasında gidip gelebilmemizi ve gerçek yaşamımızın tüm boyutlarını dijital dünyaya yansıtabilmemizi sağlıyor. </p>
<p>Milyonlarca insan sosyal ağlar aracılığıyla kendilerine gerçek-sanal bir çevre yaratıyor ve bu çevre onlar için ikinci bir ev, bir yuva haline geliyor.  İnternetteki paralel dünya, günlük hayatımızdaki ikinci bir gerçeklik haline dönüştü. Gerçek yaşamdaki ilişkiler bütünü – aile, arkadaşlar, tanıdıklar, iş arkadaşları, amirler, komşular vs. –  sosyal medya aracılığıyla sanal gerçekliğe aktarılıyor ve oradaki karşılığını buluyor. Bundan oldukça kısa bir zaman öncesine kadar bilgi arayışı ve tüketimi internetteki itici güçlerdi ve bu, Google, Ebay ve Amazon gibi dijital süper güçlerin oluşmasına yol açtı. Ancak bu, insanın tüm temel ihtiyaçlarının internette karşılanması için yeterli olmadı; iletişim temel ihtiyacı bloglar, Twitter, Facebook ve diğer gelişmelerle geniş bir kapsamda sosyal medya aracılığıyla karşılanabildi.  </p>
<p>Facebook şu anda 500 milyon kullanıcısıyla ve çok yüksek bir büyüme oranıyla “internetin yeni işletim sistemiˮ haline geldi ve böylelikle gezegenimizin en büyük iletişim aracı olma kapasitesine sahip. Bu yeni işletim sistemiyle e-posta gibi “eskiˮ iletişim yolları nerdeyse gereksiz hale geliyor, çünkü insanlar sosyal ağları içerisinde, kendi platformlarını terketmeden,tüm iletişim yollarını kullanma imkânına sahipler; Facebook birbiriyle sohbet edebilmek ve paylaşımda bulunabilmek için çok sayıda seçenek sunuyor. </p>
<p><strong>Söz konusu olan gerçek yaşamın dijital dünyaya aktarılması</strong></p>
<p>Yaşamının sadece bazı bölümlerini internette bulmak, bugünün insanı için artık yeterli değil, o artık yaşamını internette de sürdürmek ve internet aracılığıyla organize etmek istiyor. Buna paralel olarak son zamanlarda büyük bir hızla büyüyen internete yönelik yeni bir beklenti ortaya çıktı: sosyal oyun. Burada da önceleri eğilim, yaşamın sadece belirli bir bölümünü yansıtan oyunlar icat etmek yönündeydi: Oyuncularına, oyunun hedefine ulaşabilmek için belirli rollere bürünme imkânını sağlayan strateji oyunları. Önceleri tabii ki çevrimdışı oynanan, oynamadan önce kurulması gereken oyunlar söz konusuydu. Artık oyunlar doğrudan tarayıcı üzerinden oynandığından artık oyunlardaki teknik engeller de ortadan kalktı. En yaygın olarak oynanan oyun, World of Warcraft. Bunun sebebi oyunun hem bir oyuncu tarafından tek başına hem de topluluk halinde oynanabilmesi ve inanılmaz bir oyun derinliğine ve aynı zamanda göz ardı edilmemesi gereken bir bağımlılık potansiyeline sahip olması. </p>
<p>Yeni nesil oyunlar yaşamı sadece belli bölümleriyle yansıtmakla veya bir “rüyalar alemiˮ oluşturmakla kalmıyor. Bugün gerçekten başarılı olan oyunlar, gerçek yaşamı oyuna dahil edebilen oyunlar. Artık istenen, gerçeklikten uzak galaksilerde yaşanan eğlence ve keyif değil, asıl söz konusu olan gerçek yaşamın dijital dünyaya aktarımı. Arkadaşlıkların kurulması ve sürdürülmesi gerçek ve sanal yaşamda eşit derecede önemli, bu yüzden modern oyunların da bu beklentiye cevap verebilmeleri gerekiyor. İnsan artık tek başına oynamıyor, birçok farklı platform üzerinden arkadaşlarıyla birlikte oynuyor, smartphone’lar sayesinde bunu çalışırken verdiği molalarda veya yoldayken de yapabiliyor. Oyun oynamak çoktan bir arkadaşlık kanıtı haline geldi, bu araçla insan saklı hedeflere ulaşmak için diğerlerine yardımcı oluyor.  Kısaca: sosyal medya sosyal oyun oluyor.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/09/internet-dedikodulari-sosyal-oyun-matriks-oyun-alani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Analog ve dijital müzik karşılaştırması &#8211; &#8220;Kalplerin Müzik Listeleri&#8221;</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/analog-ve-dijital-muzik-karsilastirmasi-kalplerin-muzik-listeleri/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/analog-ve-dijital-muzik-karsilastirmasi-kalplerin-muzik-listeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 07:06:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Analog]]></category>
		<category><![CDATA[Dedikoduları]]></category>
		<category><![CDATA[dijital müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların gerçek müzik zevkini ve tüketimini ortaya koyan eylemlerde bulunmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Gerçek anlamda kullanıcılar tarafından oluşturulan listeleri Spotify, Simfy, Last.fm vb.‘de bulmak mümkün. Bunlar kağıt üzerindeki bir top 100 listesiyle kıyaslandığında çok daha fazla doğruluk içeriyor. Top 100 şarkı listelerinde satın almayı düşünebileceğim çok az sayıda şarkı buluyor olmam beni şaşırtıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fanalog-ve-dijital-muzik-karsilastirmasi-kalplerin-muzik-listeleri%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fanalog-ve-dijital-muzik-karsilastirmasi-kalplerin-muzik-listeleri%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>İnsanların gerçek müzik zevkini ve tüketimini ortaya koyan eylemlerde bulunmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Gerçek anlamda kullanıcılar tarafından oluşturulan listeleri Spotify, Simfy, Last.fm vb.‘de bulmak mümkün. Bunlar kağıt üzerindeki bir top 100 listesiyle kıyaslandığında çok daha fazla doğruluk içeriyor. </p>
<p>Top 100 şarkı listelerinde satın almayı düşünebileceğim çok az sayıda şarkı buluyor olmam beni şaşırtıyor. Son haftalarda satın almış olduğum tek tük birkaç şarkı listelerde yer alsa da şarkıların büyük bir kısmı bana hiç hitap etmiyor. Elbette ki, ben bir hedef grubunun sadece küçük bir bölümü oluşturuyorum, ancak yine de listeler benim müzik zevkimi hiçbir şekilde yansıtmıyor. Ben mi değiştim yoksa etrafımdaki (müzik) dünya(sı) mı değişti? Daha doğrudan sormak gerekirse: Resmi müzik listeleri toplumumuzun  müzik dinleme ve satın alma alışkanlıklarını ve yaşama duygusunu temsil ediyor mu?  </p>
<p>İnsanların – özellikle çevrimiçicilerin –  müzik dinleme ve satın alma alışkanlıkları büyük ölçüde değişti. Sabit ve dijital satış listelerinin yanısıra şimdi artık “dinlemeˮ listeleri de bulunuyor. </p>
<p><strong>Listeler gerçek rakamları çarpıtıyor</strong></p>
<p>Müzik mağazalarında en çok rağbet gören müziğin, single’lar ve albümlerden oluşan top 100 CD rafında oldukça düzenli bir şekilde sergilenmesi dikkatimi çekti. Diğer müzik çeşitleri ise içeriklerine uygun şekilde rock, indie veya house başlıkları altında, alfabetik sırada adeta saklanıyor. Eğer “sahte bir şekildeˮ oluşturulan top 100 müzik listeleri olmasaydı, sayısı çok yüksek olan potansiyel alıcı bunlardan etkilenmez ve müzik endüstrisinin tüm kanallardan reklamını yaparak tanıttığı bu müziği satın almazdı. Media Markt veya Saturn gibi büyük mağazalarda parçaları single olarak bulmak mümkün bile değil, buralarda sadece albüm satılıyor.  Bence şu ana kadar oluşturulan müzik listeleri rakamları, belli bir hedef grup tarafından alınması planlanan yeni bir ürün lehine çarpıtıyor. </p>
<p>Bugün bundan on yıl öncesiyle kıyaslandığında artık çok daha fazla sayıda müzik listesi bulunuyor, mp3.com, mtv, <a href="http://www.Last.fm/">last.fm</a> ve hatta iTunes bunların en iyi örnekleri. Bu “diğerˮ listeler göz önünde bulundurulduğu takdirde Nirvana grubunun eski parçalarıyla birkaç ayda bir tekrar tekrar top 100 listelerine girmesi mümkün olabilir.  Müzik için varolan tüm satış kanallarından alınan sonuçların biraraya getirilmesiyle ancak gerçek rakamlara ulaşılabilir. Bu rakamlar ise satın alma davranışlarını gerçek anlamda ortaya koyan geçerli listeleri oluşturacaktır.  Tüm platform sunucuları içerikleri net bir şekilde sayabilmek için etiketleme, sıralama ve değerlendirme gibi işlevler sunuyorlar. Müzik endüstrisinin, müzikleriyle bugün bile milyonlara ulaşan sanatçıları teşvik etmesi aslında kendisi için çok kazançlı olacaktır.<br />
“Just in Time” listeler insanların müzik dinleme alışkanlıklarını yansıtıyor<br />
Bugün “dijital ortamda dinlenen müzik parçalarındanˮ (Napster, <a href="http://www.musicovery.com/">Musikdiscovery</a> veya pandora.com video portallerindeki tüm müzik videoları) yola çıkıldığında, sadece “dijital olarak satın alınan müzik parçalarıˮ göz önünde bulundurulmadığında oluşan ve her türlü ortamda dinlenen müzik parçalarını kapsayan listeler, Media Control’ün top 100’ünden çok farklı. Bu “dinlemeˮ listeleri, <a href="http://www.spotify.com">Spotify</a>, Simfy, last.fm’in kullanımları da dahil edildiği takdirde daha da geniş kapsamlı olacaktır. Sonuçta bir CD dinlememle, <a href="http://www.sevenload.com">sevenload</a> veya youTube’da bir müzik videosu seyretmem veya Spotify kullanmam arasında hiçbir fark yok.</p>
<p>“Just-in-time” listeler, yani insanların gerçek müzik dinleme alışkanlıklarını yansıtan listeler, hem tüketiciler hem de müzik endüstrisi için çok ilginç olacaktır. Bunların internetin imkânların artık sonuna kadar kullanmaları ve böylelikle dijital süper güçlerin artık ekmeklerini ellerinden almalarına müsaade etmemeleri gerekiyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/analog-ve-dijital-muzik-karsilastirmasi-kalplerin-muzik-listeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook Doları &#8211; İnternette Para Birimi Reformu</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/facebook-dolari-internette-para-birimi-reformu/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/facebook-dolari-internette-para-birimi-reformu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 11:13:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük sosyal ağı her geçen gün her şeyi kapsayan bir &#8220;live&#8221; feed haline geliyor. Daha şimdiden Facebook, arkadaşlarımız hakkında bize tüm ilgili bilgileri veriyor. Yakın bir zaman içinde ağ, çevrimiçi bir alışveriş merkezine dönüşebilir ve hatta kendi para birimini kullanmaya başlayabilir. Henüz kısa bir zaman öncesine kadar elde bulunan tüm bilgiler ve bunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Ffacebook-dolari-internette-para-birimi-reformu%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Ffacebook-dolari-internette-para-birimi-reformu%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Dünyanın en büyük sosyal ağı her geçen gün her şeyi kapsayan bir &#8220;live&#8221; feed haline geliyor. Daha şimdiden Facebook, arkadaşlarımız hakkında bize tüm ilgili bilgileri veriyor. Yakın bir zaman içinde ağ, çevrimiçi bir alışveriş merkezine dönüşebilir ve hatta kendi para birimini kullanmaya başlayabilir.</p>
<p>Henüz kısa bir zaman öncesine kadar elde bulunan tüm bilgiler ve bunları pazarlama imkânları internetin para birimini oluşturuyordu. Ve bu varlığı yöneten merkez bankanın adı da Google’dı. Google tüm bilgi alanlarını toplamayı, kaydetmeyi, yapılandırmayı ve sonuçta paraya çevirmeyi başardı.</p>
<p>Ancak internet gelişmeye devam ediyor ve oldukça yeni bir dijital süper güç, yaşamın işletim sistemini devreye soktu: Facebook. Facebook, sosyal ilişkilerin ve bunlarla ilgili tüm bilgilerin nasıl toplandığını, kaydedildiğini ve yapılandırıldığını bize gösteriyor. Facebook insanları birbirine bağlıyor, tüm arkadaşlarımızı burada buluyoruz. Arkadaşlıklar insanlar üzerinde çok güçlü bir çekici güce sahip olduğundan, arkadaşlarımızın bulunduğu yerde biz de baş göstermek istiyoruz. Arkadaşlarımızla beraber vakit geçirmeyi seviyoruz, onlarla aynı yerlerde bulunmayı seviyoruz, bu yerler ister gerçek ister dijital olsun. Ağızdan ağıza pazarlama, arkadaşlarımızla bir ağ içinde olduğumuz için, internette her yerde ama özellikle Facebook’ta yepyeni bir boyuta ulaştı.</p>
<p><strong>Yaşam bir “live” feed’e dönüşüyor</strong></p>
<p>Daha da ötesi: Yeni ortaya çıkan iletişim şekilleri sayesinde, iletişimin çehresi tamamen değişiyor. Yaşam bir “live” feed’e dönüşüyor. Smartphone’umla bir az evvel çektiğim bir videoyu anında yükleyerek ve bununla ilgili yaşadıklarımı doğrudan chat aracılığıyla anlatarak, yaşamımda gerçekleşen her şeyi birkaç saniye içinde arkadaşlarımla paylaşabiliyorum. Bundan sadece birkaç yıl önce tatilde çektiğim en güzel fotoğrafı MMS yoluyla sadece birkaç arkadaşıma gönderebilir veya SMS aracılığıyla onlarla iletişim kurabilirken, şimdi tüm yaşamımı Facebook’a yüklüyorum, çünkü arkadaşlarım o anda nerede olduğumu bilmek istiyorlar.</p>
<p>Hatta Facebook’un yaşamımın dijital organizatörü haline geldiği söylenebilir. Randevularımın, bağlantılarımın, etkinliklerimin ve “life” stream’imin düzenlenmesi, doğru insanlarla doğru zamanda doğru yerlerde buluşmamı sağlamak, daha bugünden Facebook’un yapabildiği şeyler. Facebook tüm eğlence şekillerini ve medyaları bir platformda birleştiren yepyeni bir eğlence türü, kimsenin artık arkadaşlarının hayatında neler olup bittiğini takip edebilmek için kendi “social home-domain”inden ayrılması gerekmiyor.  Yirmidört saat boyunca, ilgilendiği tüm konularda yeterli miktarda bilgi herkese ulaştırılıyor.</p>
<p>Ama sadece kişiler değil, artık web siteleri de Facebook tarafından bir ağ içinde birbirine bağlanıyor.  Bunun kolay mı kolay yolu: “Bunu beğendim” butonu. Bu küçük buton (Youtube’un da bundan kısa bir süre önce yıldızlı değerlendirmeden bu kısa değerlendirme şekline geçtiğini de unutmamak lazım) insanları birbirine ve web sitelerine tamamen ve karmaşık bir biçimde bağlıyor. Arkadaşlarım, neleri beğendiğimi ve neleri beğenmediğimi biliyorlar. Yeni trendlerin hangilerinin hangi arkadaşlarımı hoşuna gittiğini ve gitmediğini yakından takip edebiliyorum.</p>
<p>“Arkadaşlarım” beni internetteki bilgi selinden koruyan güvenli bir “arkadaş bölgesiˮ ve yeni bir bilgi filtresi. Arkadaşlarımın neyi beğendiklerinden yola çıkarak hareket ettiğimde ve bu bilgi filtresini doğru kullandığımda, bu bana kesinlikle avantaj sağlayabilecek bir araç. Hangi arkadaşlarımın hangi sayfalara benden önce girdiklerini ve bu sayfaları beğenip beğenmediklerini görebiliyorum.</p>
<p><strong>Facebook altyapıyı şimdiden oluşturdu</strong></p>
<p>“Bunu beğendimˮ butonundan sonraki adım “satın almaˮ butonu olabilir. Bir ürün veya bir hizmet hoşuma gittiğinde, adres veya kredi kartı bilgilerimi bile girmeden, birkaç saniye içinde, “Facebook hesabımˮ üzerinden bunu kolayca satın alabilirim. Facebook sipariş girişi, ödemenin takibi ve teslimat dahil olmak üzere tüm satın alma sürecini üstüne alarak yepyeni ve çok enteresan bir tedarik zinciri oluşturabilir.  Buradaki spekülasyonlarımızda hatta daha da ileri gidebiliriz: Tüm satış ve alım süreci Facebook üzerinden gerçekleştiği için, Facebook kendi para birimi sistemini de kurabilir ve böylece dünya çapında, arkadaşların tavsiyeleri doğrultusunda, para birimi hesabı yapılmadan alışveriş yapabilir.  Facebook da her işlemden ve Facebook hesabına yapılan her ödemedeki para değişim işlemi sayesinde para kazanabilir.</p>
<p>Bütün bunlar çoğu insanın hoşuna gidecektir ne de olsa “arkadaşlarımın hepsi Facebook’taˮ.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/facebook-dolari-internette-para-birimi-reformu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet dedikoduları İnternetin Karmaşıklığı</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/internet-dedikodulari-internetin-karmasikligi/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/internet-dedikodulari-internetin-karmasikligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 09:55:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Karmaşıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Aglar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek dünya gittikçe daha çok web’e uzanıyor ve karmaşık yapılarını beraberinde getiriyor. Bunun sonucunda: web de gittikçe daha karmaşık bir hale geliyor; Facebook gibi dijital devler bu durumun farkına çoktan vardı ve buna gerektiği şekilde cevap verdi. İnternetin karmaşıklığı daha en baştan beri kullanıcılar ve arama motorları için büyük bir zorluk teşkil ediyordu. Yine de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Finternet-dedikodulari-internetin-karmasikligi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Finternet-dedikodulari-internetin-karmasikligi%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Gerçek dünya gittikçe daha çok web’e uzanıyor ve karmaşık yapılarını beraberinde getiriyor. Bunun sonucunda: web de gittikçe daha karmaşık bir hale geliyor; Facebook gibi dijital devler bu durumun farkına çoktan vardı ve buna gerektiği şekilde cevap verdi.</p>
<p>İnternetin karmaşıklığı daha en baştan beri kullanıcılar ve arama motorları için büyük bir zorluk teşkil ediyordu. Yine de bu karmaşıklığın üstesinden gelmek üzere hep yeni çözümler üretildi: Bazı arama motorları gerçek dünyada olduğu gibi bir katalog sistemi kullanmayı denerken diğerleri ilk baştan beri algoritmalarla çözüm üretmeye çalıştılar. Bilgilerin makineler aracılığıyla işlenmesi bugün artık ön plana çıkmış durumda. Yine de dijital dünyaya ne açıdan yaklaşılırsa yaklaşılsın, tüm hizmetlerin ve servislerin takip eden yıllarda sadece tek bir hedefi oldu: interneti daha kolay ve net bir hale getirmek. Bu gelişmelerin doruk noktasını web 2.0’ın başlangıcında buluyoruz, burada her şey özüne indirgenmiş durumda: Böylece Twitter ile sadece feed’ler gönderilebiliyor, YouTube’a sadece video ve Flickr’a sadece fotoğraf yüklenebiliyor ve Google gibi dijital süper güçler sadece esas faaliyet alanına odaklanıyor.</p>
<p><strong>Facebook sanal dünyanın sosyal işletim sistemi</strong></p>
<p>Bugün ise bir çok şey değişmişe benziyor: Dijital dünyanın sosyal işletim sistemi Facebook, dikkate çarpan derecede karmaşık ve kısmen komplike bir sistem haline geldi ve kısa bir zaman öncesine kadar internette başarılı olmanın kıstası olarak lanse edilen kolaylık derecesine kesinlikle sahip değil. Buna rağmen dünyada yüzlerce milyon insan işte tam da bu yeni karmaşıklığa coşkuyla sarılıyor. Böylece Facebook sadece bir fotoğraf portalı, bir video portalı veya bir feed portalı olmakla kalmıyor aynı zamanda ürünleri ve bir oyun platformu gibi daha birçok şeyi düzenleyen bir portföy ve organizasyon yöneticisine dönüşmüş durumda.</p>
<p><strong>İnternet gerçek hayatın tümünü görüntülemeye başlıyor</strong></p>
<p>Böyle komplike bir yapıya sahip bir sistem nasıl olur da böyle bir başarı elde edebilir? Artık komplike sistemlerin zamanı geldi gibi görünüyor. Belki de bugün internetin “canlı bir organizmaˮ olarak görülmesi ve bu organizmada altyapıyı oluşturan sistemlerin de onun iletişim yolları olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun sebebi de internetin artık, örneğin tüketim gibi gerçek yaşamın sadece belli başlı bölümlerini kapsamaması.</p>
<p>Gittikçe daha komplike hale gelen bir gerçek dünyada yaşıyoruz. Gerçek yaşamın gittikçe daha fazla sanal dünyaya uzanmasıyla birlikte web’e olan çok yönlü ve bazen de oldukça komplike beklentilerin sayısı arttı. Her zamanın kendine göre beklentileri var. Dijital süper güç Facebook’un ise zamanın dilinden anladığı kesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/internet-dedikodulari-internetin-karmasikligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Temizlik</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/dijital-temizlik/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/dijital-temizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 09:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi işlemi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İç Düzen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Hata bildirimi: video sabit diske sığmıyor. İşte bunlar insanın arasıra bilgisayarını ve belleklerini “temizlemesi” gerektiğini bana hatırlatan anlar. Ve en az gençlik döneminde insanın odasını toplamasının gerekmesi kadar sinir bozucu bir iş bu. Asıl sorun ise odanın bilgisayardan (genelde) çok daha çabuk toplanması. “Video kaydedilemiyor” bildirimi bana adeta bir şantaj gibi geliyor: bilgisayarım işte bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fdijital-temizlik%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fdijital-temizlik%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Hata bildirimi: video sabit diske sığmıyor. İşte bunlar insanın arasıra bilgisayarını ve belleklerini “temizlemesi” gerektiğini bana hatırlatan anlar. Ve en az gençlik döneminde insanın odasını toplamasının gerekmesi kadar sinir bozucu bir iş bu.</p>
<p>Asıl sorun ise odanın bilgisayardan (genelde) çok daha çabuk toplanması. “Video kaydedilemiyor” bildirimi bana adeta bir şantaj gibi geliyor: bilgisayarım işte bu anda beni videoyu kaydetmemekle sabit diskte bulunan belgeleri silmek veya arşivlemek arasında bir seçim yapmak zorunda bırakıyor.</p>
<p>Bilgisayar insanı muazzam bir psikolojik baskı altına alabiliyor.</p>
<p>Bu hoş bir seçim değil. O anda her zaman için “sabit diskte yer açmak” daha zor bir iş olduğundan, yeni dosyayı indirmekten vazgeçmek insanın kolayına geliyor.  Ancak bu sadece zor bir iş olmakla kalmıyor, insanın resimler, müzik parçaları, videolar ve belgeler halinde sakladığı geçmişini kendisi için hâlâ önemli olup olmadığı yönünde değerlendirmesi anlamına da geliyor.  – Korkunç bir şey bu! Bunun için yüzlerce dosyanın incelenmesi ve her seferinde yeniden bir karar verilmesi gerekiyor.<br />
İster farklı sabit diskleri farklı konu başlıkları altında kullanan düzenli birisi olsun, ister “sadece” birkaç mp3’e sahip bir koleksiyoncu olsun, ister her şeyi kaydeden ve hiçbir şeyi silmeyen dağınık bir kullanıcı olsun: günün birinde bu herkesin başına geliyor.</p>
<p><strong>Peki nasıl bir düzen sağlayabilirim?</strong><br />
1. Sağlayamam: – mümkün değil<br />
2. Yarın: – pek olacağı yok.<br />
3. Yeni bir sabit disk alırım: – pek de sorunu çözmüyor.<br />
4. Tek çare bu sorunla yüzleşmek ve bu temizlik işini gerekli bir iş olarak algılamayı öğrenmek. Bu, – ki burada kendi tecrübemle konuşuyorum – hiç de kolay değil ama bir o kadar da gerekli bir şey.</p>
<p>Sabit diskler temizlenirken öncelikle nasıl bir strateji uygulanacağının belirlenmesi gerektiğinden insan ilk başta bunun altından kalkamayacağı hissine kapılıyor.</p>
<p>1. Bir belgenin gelişigüzel silinmesi: – Aşırı tehlikeli<br />
2. En eski belgelerin silinmesi: – kişisel geçmişi de beraberinde yok eden bir yöntem<br />
3. En çok yer kaplayan belgelerin silinmesi: – yer kazandırıyor ama düzen sağlamıyor<br />
4. Belki de asıl olay silmek değil? Belgelerin düzenli bir şekilde saklanmaması insanın bunları çok uzun süre aramasına ve böylece arayıcıda/dosya gezgininde yaşamının önemli bir bölümünü aramakla geçirmesine yol açıyor. En iyisi en baştan bir saklama düzeni belirlemek için gerekli olan zamanın ayrılması. Buradaki sorun ise bu düzenin oluşturulması için uyulması gereken herhangi bir normun bulunmaması, TÜV veya DIN gibi bizi belge kaosundan kurtaracak bir norm yok. Böylelikle her bir bilgisayar kullanıcısı (az ya da çok) kendi düzenini belirliyor.</p>
<p>Ben burada kendi yöntemimi tanıtmak istiyorum: dosyaların ve belgelerin tutarlı ve mantıklı bir şekilde adlandırılması kaydedilen belgelerin öneminin daha isminden anlaşılmasını sağlıyor.  Süpermarketin soğutma rafında bulunan bir üründe olduğu gibi paketi açarak ürünü çıkarıp bakmakla zaman kaybetmeden adını, içeriğini ve “son kullanma tarihini”  tespit edebiliyorum. Böylece dijital temizlik yapılması gerektiğinde artık ihtiyaç duyulmayan içeriklerden kurtulmak daha kolay hale geliyor. Ayrıca sadece geçici olarak ihtiyaç duyulan belgeler için de bir son kullanma tarihi belirlemek mümkün.</p>
<p><strong>Şöyle bir düzen yapılabilir:</strong><br />
_01 Güncel belgeler (tüm belgeler için giriş dosyası)<br />
_02 Sunum atölyesi (en sık kullanılan dosya, içerik: ppt örnekleri vb.)<br />
_03 Office (belgeler bölümü)<br />
_04 Finance (“para değeri olan” belgeler)<br />
_05 Ekip (ekip organizasyonuyla ilgili tüm belgeler)<br />
_06 Ürün (güncel olarak üzerinde çalışılan tüm ürünler)<br />
…</p>
<p>Alt dosyalar da her yerde bu kriterleri yerine getirecek şekilde düzenlenebilir.</p>
<p>Bu dosya sistemini oluştururken kullanıcının aradığı belgeyi kolay bulabilmesi için kendi belge saklama ve kullanma alışkanlıklarını dosya düzenine de yansıtması gerekiyor.  Örneğin müzik ve video belgelerini sık sık değişik formatlarda kullanmak isteyenler özel medya kütüphaneleri içeren dosyalar oluşturmalı.</p>
<p>mp3’leri sabit disklerde saklayan  müzik koleksiyoncuları için de oldukça net bir saklama yöntemi var: mp3-adı: sanatçı-parça.mp3. Kolay okunur olabilmesi için bunun nokta, tire kullanılmadan, yalnızca boşluk bırakılarak yazılması en akıllıcası. Benim için en iyi yöntem ise mp3’leri iTunes’da kaydetmek ve Spotify ile aramak. Bundan beri mp3 dosyalarının saklanması ile ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamadım.</p>
<p>Sonuç: bence bu üzerinde durulması gereken önemli bir konu, çünkü herkes bir şekilde bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor. Bunun toplumsal-ekonomik açıdan ne anlama geldiğinin bir kuruluş tarafından ele alınıp alınmadığını bilmiyorum. Belgelerin temizlenmesi kesinlikle muazzam ölçüde çalışma saatinin kaybedilmesine neden oluyor.</p>
<p>Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bloglarsanız ve bu konuyu ele alan diğer blogları bana bildirebilirseniz çok sevinirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/dijital-temizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medyadaki Vicdan Azabım</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medyadaki-vicdan-azabim/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medyadaki-vicdan-azabim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 09:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Orular]]></category>
		<category><![CDATA[Yatırımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum, kesinlikle çok hızlı geçiyor. Veya dijital dünyadaki saatler mi acaba daha hızlı çalışıyor? Sosyal medya zamana mal oluyor. Kısa bir durum değerlendirmesi: E-posta kutumda 1.000 cevapsız e-posta var, Facebook’ta 200’ün üstünde mesaj ve Xing’deki mesaj sayısı ise 100’ün üstünde. Bir cevap için ortalama 5 dakika süre hesap etsek, toplamda 1.300 x [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fsosyal-medyadaki-vicdan-azabim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fsosyal-medyadaki-vicdan-azabim%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum, kesinlikle çok hızlı geçiyor. Veya dijital dünyadaki saatler mi acaba daha hızlı çalışıyor? Sosyal medya zamana mal oluyor. Kısa bir durum değerlendirmesi: E-posta kutumda 1.000 cevapsız e-posta var, Facebook’ta 200’ün üstünde mesaj ve Xing’deki mesaj sayısı ise 100’ün üstünde.</p>
<p>Bir cevap için ortalama 5 dakika süre hesap etsek,  toplamda 1.300 x 5 = 6.500 dakika = <strong>108 saatlik iş</strong>. Peki bir mesajı cevaplamak neye mal oluyor?</p>
<p>İlk olarak nerdeyse hiç olmayan zamana.  Sosyal medyada ne kadar aktif olursanız, o kadar çok bağlantıya sahip oluyorsunuz ve size o kadar çok mesaj geliyor. Bu bir kısır döngü. Ve bu sadece nicelik açısından bir değerlendirme, mesajların sayımında ilk bakışta tek rol oynayan sayıları, insanı korkutan ve çaresizlik içerisinde bırakan sayıları. Daha yakından bakıldığında ise bu nicelik değerlendirmesi işin asıl tehlikeli yanı.</p>
<p>E-postalar nitelik açısından ise hemen sınıflandırılabiliyorlar. Randevu almak isteyenler, belli konularla ilgili sorular, haberler, arkadaşlar, tanıdıklar, iş arkadaşları, yatırımcılar ve randevu almak üzere yazdığınız e-postalara gelen cevaplar, … . Nitelik açısından değerlendirme sadece zamana ve başka bir hiçbir şeye mal olan tek yaklaşım. Çünkü önemli mesajlar zamanında cevaplandırılmadığı takdirde bu en kötü durumda (çok) paraya da mal olabilir. Bu nedenle günlük iş hayatında tanınan önceliklerin iletişim alışkanlıklarına ve sosyal medyanın kullanımına da yansıması gerekiyor. Hedef tüm mesajları uygun bir zaman çerçevesi içinde cevaplamak ve böylelikle hiçbir bağlantıya haksızlık yapmamak olmalı.</p>
<p>Siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Aynı şeyleri siz de yaşıyor musunuz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medyadaki-vicdan-azabim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Diyeti</title>
		<link>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medya-diyeti/</link>
		<comments>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medya-diyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 09:50:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ibrahim Evsan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Diyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caysimit.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[26 Mart 2009 tarihinde Brian Stelter  New York Times gazetesinde ABD vatandaşlarının her gün kendi istekleriyle 61 dakika boyunca televizyon reklamı izlediği hakkında bir makale yazdı. Bu oran aynı zamanda kişi başına genel medya kullanımındaki yüksek orana da tekabül ediyordu. Ancak araştırmacılar medya kullanımının düşünüldüğünden az olduğunu ortaya koydular. Council for Research Excellence’in yaptığı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fsosyal-medya-diyeti%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fcaysimit.com%2F2010%2F08%2Fsosyal-medya-diyeti%2F&amp;source=CaySimit&amp;style=normal&amp;service=bit.ly&amp;service_api=oezer%3AR_ba51a41f50e780127d29bf67877b020c&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>26 Mart 2009 tarihinde Brian Stelter  <a href="http://www.nytimes.com/2009/03/27/business/media/27adco.html?_r=2">New York Times</a> gazetesinde ABD vatandaşlarının her gün kendi istekleriyle 61 dakika boyunca televizyon reklamı izlediği hakkında bir makale yazdı. Bu oran aynı zamanda kişi başına genel medya kullanımındaki yüksek orana da tekabül ediyordu. Ancak araştırmacılar medya kullanımının düşünüldüğünden az olduğunu ortaya koydular. Council for Research Excellence’in yaptığı bir araştırmaya göre ABD vatandaşları, kişi başına ortalama olarak günde 8,5 saatten fazla bir süreyi televizyon olsun, konsol veya bilgisayarda oynanan oyun olsun, iş olsun veya bilgisayarda gerçekleşen diğer özel aktiviteler olsun bir ekran karşısında geçiriyorlar. Wired adlı dergi Jason Lee’nin bununla ilgili hoş bir çizimini yayınladı, bunu burada sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>Gerçek şu ki çok fazla sayıda medya aracından gelen aşırı miktarda bilgiyi tüketiyoruz. Her yerde bizi ele almamız gereken bilgiler bekliyor. Bu bağlamda “medya obezitesiˮ diyebileceğimiz bir bağımlılık hastalığı var mı, aşırı bilgi bizi “zihinsel açıdan şişmanlatıyor muˮ diye sormadan geçemeyeceğim.</p>
<p>İnsan bir şeyi “aşırıˮ yaptığında hep bunun önüne nasıl geçebileceğini düşünüyor:  Kaçınmak, kısıtlamak veya düşünmemeye çalışmak en sık yaşanan tepkiler.  İster aşırı yemek olsun, ister aşırı çalışmak olsun, isterse de aşırı medya tüketimi olsun, bunları kontrol altına almaktaki başarı öncelikle bir program yapılmasına bağlı, nitekim “aşırınınˮ tespit edilmiş olması fırsatını mutlaka harekete geçerek değerlendirmek gerekiyor. Sadece bir diyet programıyla insan, beslenme alışkanlıklarını kontrol altına alabildiği gibi, sadece “bir kullanım programıylaˮ dijital medya kullanım alışkanlıklarını düzenleyebilir.</p>
<p>“Twitter’e bir bakıvereyim” demek günlük programa, aynı bir parça çikolatanın kalçalara yaptığı etkiyi yapar, iş uzadıkça uzar. Yapılabilecek en büyük hata ise “biraz sörf yapayım bariˮ demektir. İş ve özel nedenlerden dolayı verimli bir günlük programa bağlı olan, her türlü uğraş için zamanını hedef odaklı kullanması gereken herkes, dijital dünyadaki işlerini “araya sıkıştırmaya çalışmaklaˮ  ne kadar çok zaman kaybedildiğini bilir. Bilmiyorum ama bir saatlik sörfün göz açıp kapayana kadar geçiverdiğini belki siz de farketmişsinizdir.</p>
<p>Çevrimiçici iki dünyada da, yani hem dijital hem de gerçek dünyada tutunmak zorundadır. Dijital dünyada çok fazla zaman geçirildiğinde bu zaman gerçek dünyadaki uğraşlar için eksik kalır – insanın ailesi veya kendisi için olsun. Ne de olsa biz ne kadar çalışırsak çalışalım veya internette eğlenirsek eğlenelim, bir gün sadece 24 saatten oluşur.<br />
Peki bir medya diyeti nasıl olabilir? Bu konuyu uzun süreden beri düşünüp tarttığım için burada sizinle kendimin de uyguladığı bazı fikirleri paylaşmak istiyorum:<br />
• Günde üç defa belli bir saatte e-postalara cevap vermek.<br />
• Günde iki defa 30 dakika süreyle sosyal medya ağlarını kullanmak.<br />
• Haftada bir defa hiçbir bilgisayar teknolojisine dokunmayarak tüm zamanını aile veya arkadaşlarla geçirmek.<br />
• BlackBerry veya iPhone’u kesinlikle aşırı sık kullanmamak. Saatte 5 dakikayı geçirmemek.<br />
• Haber sistemlerini daha iyi kurmak – İlgimi gerçekten neler çekiyor?<br />
• Ayıklamak: Hangi haber bültenleri artık benim için özelleştirilmiş iyi bilgiler vermiyor?<br />
• Google Alerts’i daha iyi kullanmak: Birçok kavramı birlikte girmek de mümkün. Örneğin Facebook + üye sayısı-&gt; Şayet Facebook’un hangi hızla büyüdüğü beni ilgilendiriyorsa.<br />
• Arkadaşlar ve tanıdıklarla (çevrimiçiciler VE çevrimdışıcılar) olası bağımlılık durumu hakkında konuşmak ve bir sosyal medya diyetinin şimdiden gerekli olup olmadığını saptamak.</p>
<p>Nasıl <strong>çok kilo aldığım</strong> takdirde daha az yemem ve daha fazla hareket etmem gerekiyorsa, gerçek yaşam için ihtiyacım olan zamanı dijital dünyada “kaybediyorsamˮ, sosyal medya kullanımımı optimal hale getirerek, kendim için gerekli olan bu zamanı yeniden ele geçirmem gerekiyor. Çünkü arasıra iPhone veya bilgisayarın kapalı olduğunu bilmek ve gerçek dünyanın güzelliklerine zaman ayırmak kadar güzel bir şey yok!<br />
Kendine zaman ayırmak?! Dijital araçlar ve çevrimiçi olma baskısı olmadan. -&gt; Mümkün mü? <strong>Evet!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caysimit.com/2010/08/sosyal-medya-diyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

