Hata bildirimi: video sabit diske sığmıyor. İşte bunlar insanın arasıra bilgisayarını ve belleklerini “temizlemesi” gerektiğini bana hatırlatan anlar. Ve en az gençlik döneminde insanın odasını toplamasının gerekmesi kadar sinir bozucu bir iş bu.
Asıl sorun ise odanın bilgisayardan (genelde) çok daha çabuk toplanması. “Video kaydedilemiyor” bildirimi bana adeta bir şantaj gibi geliyor: bilgisayarım işte bu anda beni videoyu kaydetmemekle sabit diskte bulunan belgeleri silmek veya arşivlemek arasında bir seçim yapmak zorunda bırakıyor.
Bilgisayar insanı muazzam bir psikolojik baskı altına alabiliyor.
Bu hoş bir seçim değil. O anda her zaman için “sabit diskte yer açmak” daha zor bir iş olduğundan, yeni dosyayı indirmekten vazgeçmek insanın kolayına geliyor. Ancak bu sadece zor bir iş olmakla kalmıyor, insanın resimler, müzik parçaları, videolar ve belgeler halinde sakladığı geçmişini kendisi için hâlâ önemli olup olmadığı yönünde değerlendirmesi anlamına da geliyor. – Korkunç bir şey bu! Bunun için yüzlerce dosyanın incelenmesi ve her seferinde yeniden bir karar verilmesi gerekiyor.
İster farklı sabit diskleri farklı konu başlıkları altında kullanan düzenli birisi olsun, ister “sadece” birkaç mp3’e sahip bir koleksiyoncu olsun, ister her şeyi kaydeden ve hiçbir şeyi silmeyen dağınık bir kullanıcı olsun: günün birinde bu herkesin başına geliyor.
Peki nasıl bir düzen sağlayabilirim?
1. Sağlayamam: – mümkün değil
2. Yarın: – pek olacağı yok.
3. Yeni bir sabit disk alırım: – pek de sorunu çözmüyor.
4. Tek çare bu sorunla yüzleşmek ve bu temizlik işini gerekli bir iş olarak algılamayı öğrenmek. Bu, – ki burada kendi tecrübemle konuşuyorum – hiç de kolay değil ama bir o kadar da gerekli bir şey.
Sabit diskler temizlenirken öncelikle nasıl bir strateji uygulanacağının belirlenmesi gerektiğinden insan ilk başta bunun altından kalkamayacağı hissine kapılıyor.
1. Bir belgenin gelişigüzel silinmesi: – Aşırı tehlikeli
2. En eski belgelerin silinmesi: – kişisel geçmişi de beraberinde yok eden bir yöntem
3. En çok yer kaplayan belgelerin silinmesi: – yer kazandırıyor ama düzen sağlamıyor
4. Belki de asıl olay silmek değil? Belgelerin düzenli bir şekilde saklanmaması insanın bunları çok uzun süre aramasına ve böylece arayıcıda/dosya gezgininde yaşamının önemli bir bölümünü aramakla geçirmesine yol açıyor. En iyisi en baştan bir saklama düzeni belirlemek için gerekli olan zamanın ayrılması. Buradaki sorun ise bu düzenin oluşturulması için uyulması gereken herhangi bir normun bulunmaması, TÜV veya DIN gibi bizi belge kaosundan kurtaracak bir norm yok. Böylelikle her bir bilgisayar kullanıcısı (az ya da çok) kendi düzenini belirliyor.
Ben burada kendi yöntemimi tanıtmak istiyorum: dosyaların ve belgelerin tutarlı ve mantıklı bir şekilde adlandırılması kaydedilen belgelerin öneminin daha isminden anlaşılmasını sağlıyor. Süpermarketin soğutma rafında bulunan bir üründe olduğu gibi paketi açarak ürünü çıkarıp bakmakla zaman kaybetmeden adını, içeriğini ve “son kullanma tarihini” tespit edebiliyorum. Böylece dijital temizlik yapılması gerektiğinde artık ihtiyaç duyulmayan içeriklerden kurtulmak daha kolay hale geliyor. Ayrıca sadece geçici olarak ihtiyaç duyulan belgeler için de bir son kullanma tarihi belirlemek mümkün.
Şöyle bir düzen yapılabilir:
_01 Güncel belgeler (tüm belgeler için giriş dosyası)
_02 Sunum atölyesi (en sık kullanılan dosya, içerik: ppt örnekleri vb.)
_03 Office (belgeler bölümü)
_04 Finance (“para değeri olan” belgeler)
_05 Ekip (ekip organizasyonuyla ilgili tüm belgeler)
_06 Ürün (güncel olarak üzerinde çalışılan tüm ürünler)
…
Alt dosyalar da her yerde bu kriterleri yerine getirecek şekilde düzenlenebilir.
Bu dosya sistemini oluştururken kullanıcının aradığı belgeyi kolay bulabilmesi için kendi belge saklama ve kullanma alışkanlıklarını dosya düzenine de yansıtması gerekiyor. Örneğin müzik ve video belgelerini sık sık değişik formatlarda kullanmak isteyenler özel medya kütüphaneleri içeren dosyalar oluşturmalı.
mp3’leri sabit disklerde saklayan müzik koleksiyoncuları için de oldukça net bir saklama yöntemi var: mp3-adı: sanatçı-parça.mp3. Kolay okunur olabilmesi için bunun nokta, tire kullanılmadan, yalnızca boşluk bırakılarak yazılması en akıllıcası. Benim için en iyi yöntem ise mp3’leri iTunes’da kaydetmek ve Spotify ile aramak. Bundan beri mp3 dosyalarının saklanması ile ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamadım.
Sonuç: bence bu üzerinde durulması gereken önemli bir konu, çünkü herkes bir şekilde bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor. Bunun toplumsal-ekonomik açıdan ne anlama geldiğinin bir kuruluş tarafından ele alınıp alınmadığını bilmiyorum. Belgelerin temizlenmesi kesinlikle muazzam ölçüde çalışma saatinin kaybedilmesine neden oluyor.
Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bloglarsanız ve bu konuyu ele alan diğer blogları bana bildirebilirseniz çok sevinirim.